Tanrı’yı Oynamanın Bedeli, Yarattığın Canavarın Gölgesinde Kalmaktır.
Cenevreli genç bilim insanı Victor Frankenstein, doğanın sırlarını çözmeye ve ölüme meydan okumaya kararlıdır. Ancak parçaları mezarlardan toplanmış bir bedene can verdiğinde, yarattığı şeyin bir mucize değil, bir kabus olduğunu anlar.
Kendi yarattığı varlıktan dehşetle kaçan Victor, arkasında sadece bir canavar değil; sevilmeyi bekleyen, reddedildikçe öfkeyle dolan ve intikam yemini eden bir trajedi bırakır.
Buzul dağlarından ıssız denizlere uzanan bu kovalamaca, insanın kibrini ve yaratıcısının terk ettiği bir ruhun karanlığını anlatıyor.
Modern Prometheus, bugün hâlâ soruyor: Asıl canavar kim? Yaratan mı, yoksa yaratılan mı?